Günlük hayatta çok sık karşılaştığımız ve kullandığımız bir kavram ''aydın''.Hatta bu kavram hayatımızın içine okadar girmiş ki günlük bazı eylemlerimizi mesrulaştırmak için filan aydın konuya şöyle yaklaşıyor filan aydın konu hakkında şöyle diyor diye bir çok cümle kuruyoruz.Aynı zamandaaydınlar bugün güncel konular hakkında toplanıp problemlere çözüm üretecekler diye televizyonlarda ve gazetelerde bir sürü haber görüyoruz.Peki kimdir bu aydın?Ne iş yapar?Kimliği nedir?Bunlar belki de kendimize hiç sormadığımız sorular..
Aydın kavramı bizim karşımıza ilk olarak Avrupa da 15.yy da Rönesans döneminde çıkar.O güne kadar bazı kesin özelliklere sahip olmadığından dolayı böyle bir kavramdan bahsetmek zor.Çağıyla hesaplaşma içine giren,toplumun çilesini çeken ve ona yol göstermeye azmeden kişidir Rönesans aydını.Bu yönüyle koskoca bir kıtanın kaderine yön vermiştir.Daha sonra Reform dönemi Aydınlanma dönemi derken modern aydın tam olarak kendini Avrupa da gösterir.Biz de ise daha geç bir dönemde ortaya çıkar aydın kavramı,19.yy da Tanzimat Devrinde.Daha sonra İki Meşrutiyet dönemi ve en son olarak ta cumhuriyet dönemi ve sonrasında aydın kavramı tam olarak Türkiye de kendini göstermiştir.
Burada konu tarihsel süreç içerisinde Avrupa ve Türkiye de aydın değil,her aydında olması gereken evrensel kimliktir..Evet ne iş yapar bu aydın?bu soruyu kendimize sorduğumuzda:gazeteci,yazar,devlet adamı,akademisyen vs.. gibi cevaplar veririlir.
Bunlar aydınlarımızın mesleği yani kişinin aydın olarak kabul edilmesine olanak sağlayan işidir..Bunun dışında her aydının kendisine göre bir dünya görüşü,bir ideolojisi vardır:marxist,liberal,muhafazakar,sosyalist,sosyal demokrat vesaire...Bütün bu kişisel meslekler ve dünya görüşleri bir kişiyi aydın yapar mı?Cevap:kesinlikle hayır.Bunların dışında bir aydında bulunması gereken bazı özellikler vardır ki işte bir aydını gerçek manasına ve ruhuna kavuşturanda bu özellikleridir..Bir aydını irderken bakılması gereken en temel özelliklerdir ve evrensel bir kimlik niteliği taşırlar.İşte bu yazıda bir aydında mutlaka olması gereken evrensel bazı özellikler üzerinde duracağım.
1)Aydın maddi olarak hiçbiryere angaje olmamış kimsedir.Evet bir aydında bulunması gereken en önemli özelliklerden biri onun kendi toplumu adına ortaya koyduğu şeyleri hiçbir maddi beklenti olmadan yapmasıdır.Eğer bir aydın bir yerlerden elde edeceği parayı göz önüne alarak işini yapıyorsa onun aydınlığından söz etmek oldukça zordur.Çünkü yuları sahibinin elinde olan at gibi geçim kaynağı patronunun elinde olan aydın ne tarafa çevirirse o tarafa gitmek zorunda olan at gibi ürettikleri belli bir doğrultuda olacak ve bu çerçeve dışına asla çıkamayacaktır.Eğer çıkarsa da geçim kaynağını ve statüsünü kaybetmek gibi bir durumla kalacağından maalesef beynini birilerine kiraya vermiş gibi talihsiz bir duruma düşecektir.Burada kastettiğim aydının kendi mesleğini icra etmesi değil bu meslek içerisinde yaptığı kimliğine uymayan şeklide ekstra para kaygısıyla giriştiği işlerdir.Bugün bazı gazetelerde köşeleri tutmuş her fırsatta kendini aydın diye tanıtan fakat medya sahibi ve çıkarlarının(dolayısıyla kendi çıkarlarının) avukatlığına soyunmuş insanların aydınlığını artık siz düşünün.Bunların toplumunu mu yoksa kendinimi düşündüğüne karar verin ve aydın(!)derken bunları göz önünde bulundurun...
2)Aydın içinde bulunduğu toplumdan bağımsız olmayan kimsedir.Gerçek bir aydında bulunması gereken diğer bir özellikte onun kendi toplumuyla ne kadar alakalı olduğudur.Bugün maalesef fildişi kulelerine çekilmiş agoraya yani halkın arasına inmeye çekinen ve kendini aydın diye adlandıran bir grup var bu ülkede.Onlar fildişi kulelerinin tepesinden halka seslenmekte ama aşağıda olanca hızıyla hercümerc devam etmektedir.Peki görevi karanlıkları aydınlatmak ve topluma yön göstermek olan aydın uğruna çalıştığı halkının arasına karışmadan nasıl başarılı olacak?Tabiki başarılı olamayacak ve ürettikleri sürekli bir ütopya olarak kalacaktır.Aydın halkı adına savunduğu değerleri betondan örülmüş gazete köşesinden haykırmayacak aksine Meşrutiyetin meşhur filozofu Rıza Tevfik Bölükbaşının II.Meşrutiyet ilan edildiğinde İstanbul sokaklarında yakaladığı hamallara meşrutiyetin faziletini anlatması gibi halka bilfiil düşüncelerini anlatacaktır.Aksi takdirde jakoben bir zihinyetle ben herşeyi oturduğum yerden söylerim halk beni anlar anlamazsa zaten bu halkın seviyesizliğini gösterir demek ucuzculuğun en adisi olacaktır.Ve dolayısıyla halka nüfuz etmeyen sadece dar bir zümrenin sözcülüğünü yapan insanların aydınlığında söz etmekte imkansız olacaktır..
3)Aydın çağıyla hesaplaşma içinde olan kimsedir.Gerçek aydın da olması gerekn bir diğer evrensel kimlik onun mutlaka çağıyla hesaplaşma içinde olmasıdır.Aydın,dünya görüşü ister marxist, ister liberal, ister muhafazakar ne olursa olsun toplumunu kendi dinamikleri içerisinde mutlaka tarih süzgecinden geçirip günümüzde bir konuma oturtmak zorundadır.Aksi takdirde bir takım günlük politik meseleler içine dalıp toplumunu çağıyla hesaplaşma cenderesinden çıkaramayan kişinin aydınlığından söz etmek imkansız olacaktır.Cemil Meriç’in ifadesiyle ''bizim aydınımız Batının bütün hastalıklı fikirlerini ithale memur gibi çalışır.''İşte gerçek aydın asla böyle olmayacak mutlaka olayları sorgulayacak toplumuna uyarlayacak ucuz hüküm vermekten kaçınacaktır.Zaten bir kişiyi aydın yapan en önemli özellik budur ki Machiavelli gibi toplumunu araştıracak çağıyla hesaplaşacak ve en son ona bir yol haritası çizecektir.Tıpkı bizim Tanzimat aydınlarının yaptığı gibi...Tanzimat aydını da ilk defa tarihsel dinamikleriyle çağıyla hesaplaştı toplumunu inceledi ve ortaya bir kurtuluş reçetesi attı.Bu reçete tutmuş olabilir tutmamış olabilir ama önemli olan bu reçeteyi ortaya koyabilmekti ve Tanzimat aydını bunu başardı.İşte gerçek aydında böyle geniş bir vizyona sahip olmalı ve evrensel kimliğinin bu en önemli parçasını yerine getirebilmelidir..
4)Aydın bir dünya görüşüne sahip olsa da herkese eşit mesafede duran ve saygıyla yaklaşabilen kimsedir.Bir aydının sahip olması gereken en önemli ahlaki özellik onun herkese karşı saygılı olması ve bir masa etrafında oturup herkesle fikir alışverişinde bulunmaya açık olmasıdır.Hz.Mevlana'nın ifadesiyle pergel gibi olmalı bir aydın..Bir ayağı kendi dünyasına sabit diğeriyle 360 derece çevresinde dönebilen..Fakat bugün Türkide tam tersi bir durum söz konusu.Bir kısım aydın dediğimiz insan bırakın ''öteki''ni tanımayı onlar hakkında köşelerine ağıza alınmayacak şeyleri taşıyor ve hergün bunu binlerce insan okuyor.En son seçim döneminde bir aydınımızın(!) bir siyasi partiye oy verenleri göbeğini kaşıyan kıllıadam olarak tarif etmesi gibi.Toplumu bütünleştirici görevi olan aydınlarımız toplumda bir kısım insanlara hayat hakkı bile tanımıyor.Sonra da o tv programı senin bu tv programı benim meselelerin uzmanıymış gibi geziyor ahkam kesiyorlar.Ne yazıkki bu insanlardan bazıları en basit bir insani özelliğe bile riayet etmiyorlar ve ne acıdır ki herşeye rağmen toplumun halaskarlığına soyunuyorlar.Hangi zıt görüşlü aydın birbirini anlıyor ki...X fikirli bir aydınla Y fikirli bir aydın ne zaman oturup bir yerde sorunların ortak çözümüne dair birşey üretti?Bütün enerji sorunları çözmek yerine biribirini tüketmekte harcanıyor bunu zıt fikirli gazeteleri açıp bakarsanız anlarsınız...böylece aydın kimliğini daha iyi mizana vurabilirsiniz...
5)Aydın üretken olan kimsedir.Evet Cemil Meriçin ifadesiyle aydın''uyanık bir şuur,tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs''tür.Buüç özellik üretken bir aydının temel yapı taşlarıdır.Ayrıca gerçek aydın mutlaka kitaplık çapta bir insan olmalıdır.Kendi düşünce dünyasının yol haritasını bu yolla ifade etmelidir.Gerçekten de kağıda dökülmemiş bir fikir ancak ütopya olarak kalır ne günümüze bir faydası olur ne de gelecek nesillere...Bu yüzden gerçek aydın mutlaka söz uçar yazı kalır şiarını benimsemelidir.Sürekli çalışmak sürekli üretmek durmadan yorulmadan bıkmadan toplumunu düşünmek bir aydının fıtratı haline gelmelidir..Toplumunun ihtiyaçları için bir şeyler üretmek o aydının en zevk aldığı husus olmalıdır...
Kısaca özetlersek aydın kavramı ilk olarak Rönesans Döneminde Avrupa’da ortaya çıkmıştır.Bizde ortaya çıkışı Tanzimat Dönemine denk gelmektedir.Aydın kişi bir meslek grubuna dahil olan ve belirli bir ideolojisi olan kimsedir.fakat bunların üstünde evrensel bir kimliğe sahip olması gerekmektedir ki gerçek aydın olarak adlandırılabilsin.Bunlardan bazıları;maddi olarak hiçbir yere angaje olmamak,içinde bulunduğu toplumdan bağımsız olmamak,çağıyla hesaplaşma içinde olmak,herkese ve her görüşe saygılı olmak ve üretken olmaktır.Bu özellikler çoğaltılabilir fakat bunlar evrensel aydın kimliğinin en temel yapı taşlarıdır.
Bu prensipler zaviyesinden aydın kişi değerlendirmesi yapmak ve gerçek aydına dair profil çizgisini algılamak artık daha kolay diye düşünüyorum...
Osman Nuri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder