19 Şubat 2009 Perşembe

Güncele Dair Bir Yazı:Türkiye'de Muhalefet Anlayışı

Güzel Türkiyemin şu medyasını bir türlü anlamamışımdır.Kimi grup iktidarı kıyasıya eleştirip kerameti muhalefetin(bu genellikle CHP)beyanatlarında bulur,kimisi iktidar bu bir bildiği vardır deyip iktidarın(DP,AP,ANAP ve en son AKP) bütün icraatlarını meşrulaştırır.Biri kartel medyası diye yaftalanır,öbürü dinci-gerici medya diye... 

Siyasi partiler de böyledir,muhalefete düştü mü acımasızca eleştiri yapılır,iktidarın ak dediğine kara,kara dediğine ak denilir.Çoğu zaman doz iyi ayarlanamaz,söylenilmeyecek laflar söylenir,iktidar aynı sertlikte karşılıklar verir,sonra bir daha da bu laflardan geri dönüş olmaz.Sanki hiç 23 nisan resepsiyonunda,19 mayıs kutlamalarında birlikte olmayacaklarmış gibi herkes birbirine verir veriştirir... 

Sonra da utanmadan,pişkin pişkin seçim öncesinde birlikte koalisyon kurabiliriz açıklamaları gelir,önceden söylenen sözler unutulur... 

Türkiye,80 yıllık tarihinde muhalefet etme kültürünü hem siyasi olarak hem de medya olarak yerleştiremedi.Ya çok zayıf eleştiriler oldu,ya da vur deyince öldürüldü... 

Bugünlerde de gündem böyle Yargıtayın çıkışını haklı bulanlar oldu,eleştirenler oldu.Kimi yargı haddini bilsin dedi,kimi başbakan padişah değil diye efelendi,sonuç borsa göçüyor,ülkede herkes nefret kusuyor,devlet kurumları arasında cepheleşmeler başladı.Açıkçası durum hiç iç açıcı değil.Yargının böyle uluorta konuşması doğru değil tabi ki,olay farklı kanallarla halledilebilirdi.Ancak,bir kısım insanlarında yargıyı aforoz etmesi de doğru değil tabi.Maalesef tren raydan çıkmış görünüyor. 

Siyaset ve medya alanı türk filmine ne kadar da benziyor kimi aktörler kötü adam Erol Taş gibi,kimileri muhteşem kahraman Cüneyt Arkın...Kulaklar sağır olmuş adeta kimse kimseyi duymuyor.Bir kısım medya başbakanı yukarıda ki fotoğrafta Menderes gibi asılmış olarak görse ''Oh be şimdi rahatladım!!!''diye derin bi nefes alacak gibi,kimileri de şu muhalif sesleri bir sustursakta iktidarın manevra alanını genişletsek diye kalem oynatıyor... 

Her iki yaklaşımda yanlış.Bir iktidar her zaman doğru yapmaz,her zaman yanlışta yapmaz;demek ki durumda bir sakatlık var.Ya eleştirmeyi bilmiyoruz ya da eleştirince işi çığırından çıkarıyoruz.Benim kanaatime göre her iki yaklaşımda da maddi menfaatler ön planda.Bir grup iktidar tarafından desteklenirken,diğer bir grup muhalefetten destek alıyor. 

Acaba birgün Cumhuriyet,Hürriyet,Milliyet,Posta,Vatan gibi gazetelerde ''Akp'yi yaptığı şu icraattan dolayı destekliyoruz.'' diye bir haber çıkacak mı?Ya da Zaman,Vakit,Yeni Şafak gibi gazeteler''Akp şurada yanlış yaptı,katılmıyoruz.'' diye bir erdem gösterecek mi?Bilmiyorum,ama dileğim bu olgunluğa Türkiye'nin siyaset ve medya alanında bir an önce ulaşması.Çünkü hiçbir şey türk filmlerinde ki gibi cereyan etmiyor,hatalar yanlışlar olabiliyor ancak doğrular da bunlarla beraber varolabiliyor. 

50'li yıllarda da durum böyleydi,sol basın Menderes'in aktif dış politika hamlelerini ve ekonomi politikalarını kıyasıya eleştiriyor,sağ basın iktidarı pohpohluyordu.Sonuç ne oldu:Her iki kesim de hakkıyla eleştiri yapmayı bilmediği için yukarıda ki hazin fotoğraf ortaya çıktı.Acaba o dönemde Menderesi kıyasıya eleştirenler bu fotoğrafı görünce mutlu oldu mu?İçlerine bir huzur doldu mu?Ya da kendi içlerinden''Misyonumuzu tamamladık dediler mi?''.Ya da iktidar yanlıları ''Keşke Menderes Vatan Cephesini kurarken milleti kamplara ayırma diye uyarsadık.'' dediler mi?Ya İsmet Paşa,Menderes asıldığında neler hissetti acaba?Geçmişte yaptığı belki de idama katkıda bulunan beyanları aklına geldi mi?Vicdanı sızladı mı biraz daha ölçülü olsaydım diye?Bunların hiçbirini bilmiyoruz.Günümüze uygularsak acaba bir kısım medya Başbakan Recep Tayyip Erdoğanı idam sehpasında görünce derin bir ''Ohhh!!!''çekecek mi?Kalpleri mutmain olacak mı?Ya da diğerleri ''Keşke biraz da gerçekleri ona göstermeye çalışsaydık''diyecekler mi?Bunları da bilmiyoruz... 

Bence hiç kimse ölmesin,hele bir başbakan asla...İnsanlar eleştirilsin ama bu iş şirazeden çıkmasın.Kimse kaypak kaypak iktidar savunuculuğu da yapmasın.İnsanlar işinin üslubunu bilsin... 

Tabi önce demokrasi bilinci oluşmalı bütün bunlardan önce,sandıkla gelen sandıkla gitmeli diyebilmeli herkes,sevse de sevmese de.Eleştirirken de demokrasi dışında bir yerlerden medet ummamalı özellikle de Türk Silahlı Kuvvetlerinden.

Türkiye de bu ifrat-tefrit dengesi mutlaka kurulmalıdır.Yoksa sağlıklı adım atmamız pek mümkün görünmüyor.Temennim hem medya hem siyasi kanat inşallah muhalefet etmeyi en kısa zamanda öğrenir yoksa Türkiye çok ağır faturalar ödeyecek gibi görünüyor...

Osman Nuri

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder